Kayboluşlar, buluşmalar

Nerede kalmıştık? Ben kaybolmuştum. Ben aslında gerçekten de küçükken bir kere kaybolmuştum, anlatayım. Annemin teyzesini ziyarete gitmiştik, Adapazarı’nda köylerden birinde. Evde tabi ki sıkılmıştım, altı yaşlarında kabına sığamayan, topluma göre “oğlan çocuğu enerjisi”nde büyüyen bir kız çocuğuydum. Gelirken gözüme kestirdiğim bakkaldan çikolata almak için annemlerden izin istedim, normalde İstanbul’da asla bir yere tek başıma gitmeme izin vermeyen anne babam, o an bana nasıl izin verdi hala bilmiyorum, sorayım bir. Neyse, benim bakkal dört yolun kesişimindeymiş, o yüzden bakkalı bulmak kolay oldu ama geri dönerken yanlış yola girmişim, eve varmam gerekirken hala yürüyorum, kaybolduğumu fark edince daha bir hızlanıyor adımlarım, kalbim çarpıyor, ağlamaya başlıyorum ve insanlar etrafıma üşüşüyor. Kimin kızısın, kimlerdensin, ne bileyim kimlerdenim? Bir adımı biliyorum, bir annemin babamın adını, bir de evimin adresini telefonunu ama o köyde bunların hiçbiri işlemiyor. Sonra beni arabaya bindirmek istediler sokakları gezdirmek için, oralarda adetmiş, biri kaybolduğunda arabada sokak sokak gezdirip evini bulmasına yardım ederlermiş. İstanbul’da ailesinin “yabancılardan çikolata alma, seni babana götüreceğiz derlerse inanma” gibi uyarılarla büyüyen ben, bunlar beni kaçıracak, annemi babamı bir daha göremeyeceğim diye iyice çıldırmıştım. Neyse ki evdekiler de ben uzun süre gelmeyince bir terslik olduğunu anlayıp beni aramaya koyulmuşlar, kalabalığa doğru gelen babama sıkıca sarılmıştım sonra da, mahcup da olmuştum. Tek başıma bir şey yapmak istemiş ve başarısız olmuştum. Bu hikayedendir, biriyle yürürken hep arkama dönüp bakarım, yanımda mı hala yoksa kalabalığa karıştık mı birbirimizden ayrı diye, bu hikayedendir sevdiklerimi kaybetmekten korkarım, hayır diyemem insanlara, kırılmasınlar isterim, bu hikayedendir, herkese hemen güvenirim, insanların niyetlerinin aslında iyi olduğunu, bizim düşüncelerimizin kirli olduğunu düşünürüm, saflık. Ama karşımdaki insanın iyi niyetine güvenmediğim için o yaşımda yaşadığım utancı da hatırlarım hala. Bu hikayedendir, bir şey deneyip başaramadığımda küserim kendime. Kendi içimde kendimi kaybederim, ikiye bölünürüm, koltuğun bir ucundan diğer ucundaki kendime özür dilerim, diğeri affetmez. İki kadeh koyar konuşmaya başlarız, neden bu kızgınlık? Maddi başarısızlıklar dışındaki tüm kavgalarımız da başkaları yüzündendir hep. İnsanlara güvenen tarafıma küser diğer yanım, saflıkla, salaklıkla suçlar, “ben sana demiştim” der. Saf yanım kabul etmek istemez, “ben sana demiştim” lafını duyunca iyice çileden çıkar. Masadaki küllük git gide dolar, odada gerilim artar, sayfalar yırtılıp atılıp, fotoğraflar yakılır, arkadaşlar aranır bazen arabuluculuk yapması için. Asıl anlatmak istediğim de bu kayboluşumdu aslında.

Ben kaybolmuştum, sonra buldular beni. Önce ailem buldu, sonra arkadaşlarım buldu. İnsanın gerçekten de başına bir şey geldiğinde yanında olacağı insanların varlığını bilmesi çok güzel bir şey. Aile sadece kan bağı değildir benim gözümde, aile birlikte büyüdüğün arkadaşlarındır da aynı zamanda. Sana gerektiği zaman arayıp bir ebeveyn gibi kızan, gözünün yaşına bakmadan, kendine gel diye her şeyi tüm çıplaklığıyla gözünün önüne seren bir arkadaş da senin ailendir, canının sıkkın olduğunu bildiği bir akşamda kapını bir şişe şarapla çalan arkadaş da senin ailendir, sen kendine katlanamazken seni dinleyen arkadaştır aile. Bu insanlar, bu sevgiler hep ilaçlardan çok şifadır sana.

Konu yine nereden nereye. Zihnimin karışık olması için hiç bir dış girdiye gerek yok sanırım artık, dağınığım. Bilinçaltım rüyalarda kusuyor kendini, her gece, hiç durmadan. Patikalardan yukarı yürüyorum, arkamdan gelen insana şaşırıyorum, bazen özlediğim bir sesi duyuyorum, karların arasında çıplak ellerle bir şey bulmaya çalışıyorum bazı geceler. Yapacağım işleri sabaha bırakmadan rüyamda bitiriyorum bazen de, uykuda dinlenmek önemli tabi.

Bugün film izlerken bir replikten çok etkilendim: “Taşların altına bakıp hiç bir şey bulamamak bir gelişmedir.” Ve böylece tekrar karar verdim, her şey, her zaman denemeye değer.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s