Kararlar

pablo_picasso_1901-02_femme_aux_bras_croisecc81s_woman_with_folded_arms_madchenbildnis_oil_on_canvas_81_c397_58_cm_32_c397_23_in

Dün gece, uyuduğum süre boyunca hep koştum rüyalarımda. Sokaklarda koştum, arkadaşlarıma koştum, sevdiğim birine koştum, ceketimi unuttuğum bir kafe varmış da, ona koştum. Rüyamda bile bir yerlere yetişiyordum. Rüya tabirlerine göre neye alamet, ne neye delalet, bilmiyorum, ben rüyaların daha çok psikoloji temelli olduklarını düşünüyorum. Ben aceleci bi insanım, her istediğim hemen pat diye olsun diye uğraşırım, soluklanmayı çok bilmem, aklıma bir şey gelince hemen o düşünceye koşarım, rüyamda da bunu yapıyordum. Bu aralar yine bir aceleciliğim üzerimde, o yüzden gece boyu da koştum durdum herhalde. Şimdi yavaş yavaş kendimi eğitmeye çalışıyorum, sabırlı olmayı, sakin kalmayı, adım adım ilerlemeyi öğretiyorum. Öğreniyoruz birlikte, öğreten ve öğrenmeye çalışan yanım. Biri diğerinden daha olgun, diğeri deli.

Ben bu aceleciliğim boyunca insanlara akıl danıştım elbet ama hep kendi kararlarımı alma cüretinde bulundum. Verdiğim her kararın sorumluluğunu aldım, doğrusuyla da, yanlışıyla da. Pişman olduğum ve keşke yapmasaydım diyecek gibi olduğum zamanlarda da mesela o kararı niye verdiğimi hatırlarım ve zamanı geriye alsak, o an, o durumun içinde aynı kararla ilerleyeceğimi bildiğim için kızmam kendime. Tarihsel olayların kendi zamanları ve şartları içinde değerlendirilmesi gerektiği gibi hani. Bir karar verirken enine boyuna tarttıktan sonra da şöyle düşünürüm; gerçekten ölümün olduğu bir dünyada, bunun sonucunda başıma en fazla ne gelebilir? Yani bu tabi ki kendimi rezilliklerden rezilliklere sürükleyeyim, yakalanmayacaksam çalayım, anlaşılmayacaksa yalanlar söyleyeyim gibi kararlar değil, profesyonel hayatınla ilgili verdiğin kararlar, kızgın olduğun biriyle yaptığın bir konuşma, birine hislerini açman, çok sevdiğin bir yerden ayrılman, şehir değişikliğini denemen gibi. Karar almak bence o kadar korkunç bir şey değil, uzun süren araflardan çok daha yeğdir gözümde her karar. Bir süre düşünürsün, uzun geceler yatağında dönüp durursun, merdivene çöküp ağladığın da olur ama sonunda bir karara varırsın ve iç rahatlığı getirir sana. Ben de böyle yaptım yine, hem de bu sefer acelesiz, sakince. Ayakkabı bağlamayı öğrettiğim ilk arkadaşımdan başlayıp, hayatıma giren hatırladığım tüm insanları düşündüm neredeyse. Kimden ne öğrendiğimi, kiminle ne paylaştığımı, liseyi, üniversiteyi, şu an yanımda kimlerin olduğunu ve kimlerin olmadığını, kimlerin “ben böyleyim”lerin arkasına sığındığını. Geçen her bir yıl tahammülümü azalttı insanlara karşı, bu yüzden de her gün biraz daha evime sığınır oldum, yoksa tüm o yalandan ilişkiler karşısında kırıcı olmaktan korkar oldum. Dün mesela, uzun zaman boyunca benim ayakta tuttuğum tüm ilişkileri sandala koyup nehire saldım, nereye sürüklenirlerse, kimleri bulup yeni arkadaşlıklar kurarlarsa. Benim kıyım hafifledi, daha az şeyi dert edeceğim artık.

“Efkar” arapça kökenli bir kelimedir ve fikirler demektir aslında. Yani nasıl gelmiş; ne kadar düşünce, o kadar delilikmiş. Az düşünce, az üzüntüymüş. Efkarlı olmamak için çok düşünmemek lazımmış. Okumak iyi gelirmiş, bir de serin havada yapılan yürüyüşler. Bir de gün batımları.

 

Görsel: Picasso – Woman With Folded Arms

Reklamlar

3 Comments

  1. Öncellikle merak ettiğim konu şu; Bunların hepsini siz mi yazdınız? Ayrıca çok güzel bir yazı metni. En önemlisi de şu ki; Konu, anlatım ve yazım kuralları çok güzel tam bir yazar ezgisi var.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s